Monthly Archives: May 2016

Scrum Roller ve Sorumluluklar

Scrum Roller ve Sorumluluklar

 

Bu sunumda sizlere Scrum Roller ve Sorumluluklar nelerdir konusunu özetlemeye çalışacağım. Makaleyse daha derin ve gerçek hayattan bilgiler isteyenler için yazıldı.

Scrum, felsefe olarak deneyciliğe dayanır. Scrum’ın doğru şekilde işleyebilmesi için Şeffaflık, Gözlem ve Adaptasyon olmalıdır.

Scrum’da üç rol bulunur. Bu roller, Ürün Sahibi, Geliştirme Takımı ve Scrum Master’dır. Şimdi bu üç rolün sahip olduğu sorumluluk nelerdir konusuna değineceğim.

 

Ürün Sahibi

İş Listesini yönetir. Birincil önceliği İş Listesi’ni yönetmektir. İş Listesi’ni yönetmek demek, ürünü yönetmek demektir. Ürünle ilgili yapılacak bütün geliştirme İş Listesi’nde bulunur. Ürün Sahibi, İş Listesi’ni yönetirken şunlara dikkat eder:

  • Yatırım Getirisi
  • Risk
  • İş Değeri
  • Teknoloji

İş Listesi’nin sahibi Ürün Sahibi’dir. İş Listesi herkes tarafından erişilebilir ve anlaşılabilir olmalıdır. Continue reading Scrum Roller ve Sorumluluklar

Winston Royce & Waterfall & Çeviklik

Winston Royce & Waterfall & Çeviklik

Geleneksel yazılım geliştirme metodunun babası Winston W. Royce, yazılım geliştirme alanında öncü olarak kabul edilir. California Institute of Technology’de Fizik Bölümü’nde lisans öğrenimini tamamladıktan sonra yine aynı enstitüde Havacılık Mühendisliği üzerine yüksek lisans yapmıştır. Julian David Cole’un gözetiminde yine Havacılık Mühendisliği alanında doktorasını tamamlamıştır. 1961 yılında ise ünlü otomotiv şirketi TRW’de çalışmaya başlamıştır. TRW, Türkiye’de otomotiv alanında bilinsede aslında havacılık üzerine de çalışmaları bulunmaktadır. Royce, TRW şirketinin havacılık ile ilgili geliştirmeler yapılan bölümünde proje yöneticisi olarak çalışmıştır. Bu dönemde yazılım projelerinin nasıl daha kolay, daha kaliteli ve daha ucuz geliştirilebileceğine dair çalışmalar yürütmüştür. Bu çalışmaları yürütürken akademik yaklaşımını sergilemiş ve yaptığı çalışmaları anlattığı “Managing The Development Of Large Software Systems” adlı makaleyi 1970 yılında yayınlamıştır. Royce’un makalesi yazılım ürünlerinin geliştirilmesi süreçlerine tarihteki en büyük etkiyi yapmıştır ve bu etki günümüzde de devam etmektedir.

 

Winston Royce makalesinde açıkladığı yaklaşımlara herhangi bir isim vermemiştir. En basit haliyle bugün Waterfall dediğimiz metoda “basit” diyordu. 1976 yılında Bell ve Thayer adında iki TRW çalışanı “Software Requirements : Are They Really A Problem?” adında yayınladıkları makalelerinde Waterfall terimini ilk defa kullanmışlardır.
Royce’un makalesi incelendiğinde görülür ki sadece Waterfall -Royce’un deyimiyle basit– olarak bilinen modelden bahsetmez aynı zamanda artımlı ve modelleme yaklaşımlarını da anlatır. Sanırım artımlı ve modelleme yaklaşımlarını Waterfall’ın altında anlatması ve Waterfall’ın bunlara nazaran daha kolay bir sürece ve bakıldığında daha anlaşılır bir şekle sahip olması Waterfall’ın benimsenmesini kolaylaştırmış ve günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Artımlı ve modelleme yaklaşımlarını anlatırken Waterfall modeliyle ilgili problemlerin çözümünü aradığını görürüz. Bu amaçla modelleme yaklaşımında analiz aşamasından önce adına “Preliminary Program Design” dediği bir aşama koymuş ve burada projenin bir modelinin yapılması gerektiğini söylemiştir. Artımlı yaklaşımda ise yine Preliminary Program Design aşamasını koymuş ve bundan sonra gelen her aşamada aslında sürecin tekrarlanmasını savunmuştur. Bu yaklaşım günümüzdeki iterasyon bazlı geliştirme yaklaşımının temeli olmuştur. Continue reading Winston Royce & Waterfall & Çeviklik

Çeviklikte Gözlem ve Adaptasyon Ne Zaman Kullanılır?

Çeviklikte Gözlem ve Adaptasyon Ne Zaman Kullanılır?

Kurumsal Geçiş Takımı’yla gözlem ve adaptasyonu basit durumlarda kullanmak gayet mantıklı bir yaklaşımdır. Sonuçta bu değişim çabası çok zahmetlidir, bu uygulandıktan sonra daha güçlü olan dönüşüm yaklaşımı düşünülmelidir.

 

ADAPT

ADAPT, Scrum’ın benimsenmesi için Mike Cohn’un modelidir.

 

 

  • Awareness – Farkındalık – içinde bulunulan sürecin kabul edilebilir sonuçlar üretmediğinin farkında olmak.
  • Desire – İstek – Var olan problemlerin adreslenmesi için Scrum’ı benimseme isteği.
  • Ability – Yetenek – Scrum ile başarılı olabilmek için gerekli yetenek.
  • Promotion – Tanıtım – Scrum deneyimlerimizi paylaşarak hem bizim bunu hatırlamamız hem başkalarının bizim başarımızı görmesini sağlamak.
  • Transfer – Aktarım – Scrum’ı kullanmanın etkilerinin şirketin bütün bölümlerine aktarılması.

 

 

Daha fazla bilgi için Mike Cohn’un kitabına ya da sunumuna bakabilirsiniz[Cohn – “Succeeding with Agile” – Chapter 2] [Cohn – “Adapting to Agile Keynote”].

Continue reading Çeviklikte Gözlem ve Adaptasyon Ne Zaman Kullanılır?

Destekleyici Kültürde Çevikliği Benimseme ve Çevik Dönüşüm

Destekleyici Kültürde Çevikliği Benimseme ve Çevik Dönüşüm

Bu bölümde baskın kültürlerin İşbirliği ve Usta-Çıraklık -ve belkide eXtreme Programming için Yetkinlik- olduğu destekleyici kültürde Çevikliği benimseme ve Çevik olmanın ne olduğunu göreceğiz.  Bu bölümde anlatılacak fikirler ve yaklaşımlar Kanban ve Yazılım Ustalığı’na da uygulanabilir. Çeviklik, bu bölümün anahtar fikirlerini göstermek için kullanılacaktır.

 

Önceden konuştuğumuz gibi Schneider Kültür Modeli organizasyondaki baskın kültürün hangi kültür olduğunu görmemizi sağlar. Çeviklik anlayışının kültür tarafından tamamıyla desteklendiği varsayımıyla basit bir şekilde Çevik Pratikleri benimseme yaklaşımı naif bir görüştür. Maalesef durum bir şekilde bundan daha karmaşıktır. Böyle bir durumda Schneider Kültür Modeli hangi senaryoda olduğumuzu anlamamıza yardım eder fakat ileri bir rehberlik sağlamaz.

 

Organizasyonel Kültür ve Liderlik’te(In Organizational Culture and Leadership), Schein şunu iddia eder, “kültürün yüzeysel modellerini görmezden gelmeliyiz ve daha derin ve karmaşık antropolojik modeller oluşturmalıyız”[Schein, p.14]. Kültürü birçok farklı boyutta ele alır, örneğin; adetler, gelenek, grup normları, benimsenen değerler, resmi felsefe, oyunun kuralları, kök mecazlar vb. Continue reading Destekleyici Kültürde Çevikliği Benimseme ve Çevik Dönüşüm

Çevik Dönüşüm Nedir? Nasıl yapılır?

Çevik Dönüşüm Nedir? Nasıl yapılır?

Jurgen Apello, dönüşüm ve benimseme arasındaki farkı şu örnekle anlatır: “İyi bir kahvenin nasıl yapılacağını öğrenmek benimseme, barista olmak ise bir dönüşümdür.”

 

Çevik Dönüşüm, müşteriye doğru ürünü ulaştırmak(2) için bireylerin ve etkileşimlerin(1) ön planda tutulduğu, müşteri ile işbirliği içinde(3) değişime hızlıca cevap(4) verebilecek hale dönüşmektir. Dönüşüm, düşünüldüğünde var olan kültürün yerine Çevik Kültüre doğru ilerlemektir. Yani dönüşüm kültürde gerçekleştirilmelidir. Kültür, bir topluluğun yaptıklarıdır. En yalın haliyle kültür bir topluluktaki bireyin yaptığıdır. Bireyin yaptıkları ise anlayışıyla – düşüncesiyle, davranışıyla – ilintilidir. Arabesk müzik seven biri klasik müzik dinleyemez. Çünkü onun anlayışında, düşüncesinde değerli olan şey arabesk müziktir ve duyguları arabesk müzikten beslenir, kişi bundan zevk almaktadır. Çevik Dönüşüm, takım, organizasyon seviyesinde kültürdeki değişimken birey seviyesinde davranış ve duygu değişikliğidir.

Continue reading Çevik Dönüşüm Nedir? Nasıl yapılır?